22 Eylül 2014 Pazartesi

Amsterdam`dan geriye kalanlar :)



kanallarda resim cekmek gercekten super!
              Amsterdam  tarihi dokusuyla, sipsirin evleri  ve  uzerinde yurumeye ve fotograf cekmeye doyamadigim kanallari ile cok begendigim bir sehir, acikcasi ben siradan bulacagimi dusunmustum ama hayir insani kendine ceken hareketli, cokuluslu bir sehir. Halki da güleryüzlü alismislar turiste  senle sohbet muhabbet etmeye hic cekinmiyorlar. Orda güzel vakit gecirdik ve de unutamayacagimiz bir sürü animiz oldu :)    
 Sinav döneminin baslamasina 3 hafta falan var ben acaba kendime dogum günü  kiyagi yapip  birkac gunlugune  geziye  mi çıksam  yoksa gecmem  gereken bir sinav var (Orientierungsprüfung)   ona mi daha cok calissam  ya da yok ya „ zaten iki hafta önce Paris i fethettin sen“ diye kara kara dusunurken arkadaslarla iletisime  gectim, e hadi gidelim bakalim dedik ve  bir heyecanla aldik tren biletlerimizi.  Cok da keyifli oldu  seyehat dedigin sey kafa nereye biz oraya olmali ki beklentin yuksek olmasin..seyehat hesap kitap isi degil azizim :)

        Hollandaya gelince sen de benim gibi evet ben Avrupadayim ama buranin diger gordugum Bati Avrupa ulkelerinden  dan cok farkli bir havasi var diyosan  iste orda bir dur ve aklina Leyla Hocanin dersleri gelsin KAL liysan hatirladin  evet  bir BENELÜKS ülkesindesin, fark bu.


Hollandalilarin soyle meshur bir lafi varmis ben de bir müzenin disinda okudum“ Tanri, dünya yi yaratti biz de Hollandayi  „  sozun haklilik payi da  var hani adamlardaki bir azim bir azim sorma hayatlari boyunca boyna denizi doldurmuslar ve bütün Hollandalilarin  yakin zamanda batacagini bildikleri, topraklari kücücük bir ülke yapmislar evet evet yapmak en uygun kelime burda. Haliyle  Ülkede toprak sikintisi   büyük oldugundan evler minnacik,böyle bir görüntüyle karsilasmak sasirtti beni.Baska sasirtan bir nokta da  Amsterdam in yakinlarindaki köylere dogru otobüsle giderken baktim bir de ne göreyim yol suyun altindan gidiyor önce gözlerime inanamadim sonra birkac yerde daha öyle bir görüntü vardi. Iste o zaman bende jeton düstü evet bu ulkenin topraklarinin cogu  deniz seviyesinin altinda. Amsterdam merkezdeki evlerin cogu mimari acidan korunmaya alinmis  cok dar tabanli 3-4 katli sirin mi sirin evler cunku toprak yok.


Siz siz olun benim gibi ‘ya ben bu kadar sehri haritasiz kesfetmisim Amsterdamı mı keşfedemicem‘  demeyin eninde sonunda parasini verip o haritayi almak zorunda kalicaksiniz demedi demeyin.He bide haritayi düz mü tutuyorum diye bakin :D haritayi ters tutmamizla ilgili animizi anlatayim :) Amsterdam da  bir dünya kadar kanal var Amsterdam sehir haritasi öyle girintili cikintili ki aklin bunaliyor. Biz üc kiz Almanyadan geldigimiz gün(20 haziran ) aksam olcak zaten  cok gezmeyelim dedik hadi bi hedef secelim oraya gidelim sonra kalacak yerimize gideriz dedik. Hedef de I love Amsterdam yazisini görmek. Tabi ne bilelim oranin anasinin gözünde oldugunu, kimse bulamiyor zaten orayi :) Normalde yürüme 45 dk  olan yolu 2 saatte  gittik  yol sordugumuz tipler de tuhafti kimi alkolik iki saatte yol tarif eder; kimi iki ingilizce kelimeyi biraraya getirip konusamaz, en sonunda yasli bir amsterdamli sagolsun yolu almanca tarif etti de bulduk. Seyehatin unutulmazlarindan oldu amca

Ertesi gün Amsterdam in yakinindaki peynirleri dünya capinda üne kavusmus balikci kasabalari Volendam i ve Edam i gezdik. Benim aklim Edamda kaldi , o kadar güzeldi ki.dogum gunumu orda kutladigim icin cok sansliyim. asagidaki resimler oralara ait

Volendam


Notlar

1)Amsterdamdaki otobüs soforlerinin Turkiyedelerden hicbir farki yok ikisi de ehliyeti kasaptan almis kategorisindenler :)
2(Hollandada mimarlardan korkacaksin arkadas . simetriymis, siradisilikmis hiic takmiyorlar . yanindan gectigimiz bir müze küvet seklinde tasarlanmisti.  Diyorum ya sınır yok :D

3(Amsterdam ve bisiklet ayrilmaz ikili. Amsterdam Centraal tren istasyonun hemen orda birkac katli bir bisiklet otoparki görünce söyle bir bakakalip vay be diyorsun
4)Ben su gune kadar Türkiye de büyük pencereli ve perdesiz ev görmedim. Almanyada bazi yerlerde gördüm, Amsterdamda ise perdeli  ev yok , bu kadar da seffaf adamlar cok tuhaf
Edam

5)Sanirdim ki Almanca en kaba dillerden meger daha beteri varmis:Flemenkce. Adamlar bir girtlak yapiyorlar fenaa

 6)Eger benim gibi fotograf tutkunuz varsa 2 gunde yuzlerce resim cekmeniz ve seyehat arkadaslarinizi bu anlamda biktirmaniz cok olasi bir sey :D

Şu uyusturucu kullanimina gelince evet coffee shoplarda haşhaş satıyorlar bu sehirde yasal bi durum ve duyduguma göre satmadan önce zararlari hakkında baya bir açıklama yapiyorlarmiş. Onu bilemem de Amsterdam a bu kadar cok turistin gelmesinde onun rolü  bir de escinselligin yasalarla korunmasinin rolü büyük. Ben aman hic bulasmayin bu illete derim

Hollanda dünyada  peynirleri ile ünlüdür  ya hic güzel birsey beklemeyin.  Hicbirinin tadi Türkiyedekilerden iyi degil,hatta bence tatlari kötü bile. Iste bu hep Avrupalilarin  ‘pazarlama ‘ zekasının ürünü . Türkiye tanitim ve pazarlama konusunda ne yazik ki hakettigi yerde degil. Ee maharet lalenin anavatani olmakta degil laleyi pazarlayabilmekte..



11 Haziran 2014 Çarşamba

Paris ve Cergy gözlemlerim

Merhabalar

Size Kucuk Paskalya tatilinde yaptigim Paris Cergy gezisi ile ilgili gözlemlerimi anlatmak istiyorum. Bunlari birkac baslik altinda ele alicam.






                                                                     PARIS

Paris Fransa nin modanin ve lüksün baskenti,Sen Nehri nin üzerine kurulmus bir sehir. Güzel bir havada Seine Nehrinde gezinti yapmak  cuk oturur
Peki Paris nasil bir sehir ?  Özellikle Türkiyedekiler Paris i begenmeyisime hayli sasirdilar. Bence Parisin aslinda diger Avrupa sehirlerinden pek bir farki yok ve gezilecek yer olarak farkli secenekler de sunamiyor sehir, hepsi aslinda filmlerden gordugumuz yerler... Böylece  farkettim ki  Fransizlar sehirlerinin reklamini FEVKALADE  iyi yapmislar zira Paris bence Avrupa nin en güzel ve de en   romantik şehri degil.Böyle  abartılı anlatimlardan etkilenirseniz ya o sehri popülaritesinden dolayi cok begenirsiniz ya da benim gibi “ bu muydu yani“ dersiniz.  Paris her şekilde tam bir para tuzağı ve cok iyi tanitimi cok iyi yapilan bir sehir

Paris in mimarisi aslinda Sisli ve Beyoglu ya gitmis olanlara hic yabanci degil, bazen kendimi Sisli sokaklarinda dolasiyormusum gibi hissettim.  Ben Paris te kiliselerin mimarisine bayildimmm,sanirim gotik mimarinin en guzel  örnerklerini orda görmek mümkün. Mesela Notre Dame ve  Sacré-Coeur Bazilikasi gorulmesi gereken yerlerden

Eyfel Kulesi:
Oraya cikmazsaniz ve de fotograf cekilmezseniz Paris i gezmis sayilmazsiniz, eksik  kalir cunku sehrin simgesi kendileri. Sansimiza hava da cok guzeldi , Seine Nehri paril paril parliyordu. Eyfel gercekten harika bir Paris manzarasini sunuyor Jkesinlikle teleskoptan Paris manzarasi görülmeli
 Biz yaklasik 1 saat bilet kuyrugu bekledikten sonra kuleye ciktik.  Kule 3 kattan olusuyor: en ust katta restoran var , birinci katta onarim calismalari var o yuzden gitmemize hic degmedi ama eskiden o katta binanin nasil yapildigina iliskin film gosteriyorlarmis. Son yillarda Intihar vakalarini arttigi icin katlarin  etrafini tel örgü ile kaplamislar  
Eyfel masallah devasa bir yapi . Onu görmemeniz gibi birsey soz konusu dahi olamaz. Özellikle aksamleyin isiklandirilinca harika gorunuyor :)



Notre Dame Katedrali <3

Bence Paris ile ilgili anlatılabilecek şeyler bence Paris'in sizin için ne anlam taşıdığı ile doğru orantılı. Viktor Hugo nun eserlerinin  bende ayri bir yeri oldugundan Notre dame benim icin cok degerli. Hemen ilk gün gittik oraya. En sevdigim kitaplardan biri olan Notre dame nin Kamburu ndaki cok etkilendigim bölümler gözumün önüne geldi birer birer, artik kitaptan ne kadar etkilenmissem... sonra Paris sokaklarini arsinlarken Notre dame nin Kamburu nun film muzikleri aklima geldi, sonra Simgecigi cok özledigimi anladim, lisede hep dinlerdik onlari... Esmaralda ve Quasomodo ya selam olsun :))

Bence  Gotik mimarinin en göz alici örneklerinden ve gidip görülmesi gereken bir yer. Seine Nehri nin kenarina pek yakismis. Katedralin avlusunda dünyanın merkezinin burası olduğunu gösteren işaret var
Beyaz giysili papazlari da görebilirsiniz. Orda daha önce hicbir kilise ziyaretimde görmedigim birseye tanik oldum. Kilisedeki bazi din adamlarinin kucuk ofisleri var ve Katolikler oraya gidip ben söyle söyle  bir günah isledim sunu yaptim ne yaparsam Tanri beni affeder diye kilise görevlileriyle birebir görüsüyorlar

Louvre Müzesi
Hani su meshurrr Mona lisa nin oldugu müze. Benim gibi Dan Brown severlerin  baya merak ettigi sanat müzesi. Gez toz baya yoruldugumdan cok fazla gezemedim aslinda. Sadece her müzede bulamayacagim Fransaya özgü eserleri gördüm. Pekcok ünlü Ispanyol  ve Italyan ressamlarin tablolarini yakindan görebilirsiniz. Birinci katta bulunan Napoleon bölümü cok guzeldi, özellikle tavandaki süslemeler güzellik duygusu  uyandiriyor. Louvre ye mutlaka gitmeniz gerekir

Aklimdayken Louvre salı günleri ziyarete kapalı. Ayrica Louvre Müsesi Dünyanin en cok turist ceken müzesiymis.
Müzede beni Mona Lisa tablosundan ziyade onu cekmek icin cebellesen insanlar ilgilendirdi,onlara cok güldüm :D Zaten miniminnacik bir tablo bir de cam cerceve icine almislar olacak is  degil. Onun hemen karsisinda da tezatlik olsun diye mi ne Leonardo da Vinci nin kocaman „Son aksam yemegi  “ tablosunu koymuslar!
Ispanyol  ve Italyan Tablolarinda ilgimi ceken özellikle dini seylerin islenmesiydi. Skolastik dusuncenin yaygin oldugu zamanlarda kilise sadece hristiyanlikla ilgili tablolar yapacaksin dediginden böyle bir durum ortaya cikmis.

Champ’s Elyeese(Şanzelize)
Concorde Meydanından başlayan  ve Arc de Triomphe anıtının bulunduğu Meydan da biten bir sokak . He ne özelligi var da yaziyorsun dersen lüks butiklerin, restoranlarin oldugu sokak Paris in bagdat caddesi denilebilir.

Fransizlara Iliskin
Evet kendi kültürlerini ve dillerini dayatmak istemeleri söz konusu .Louvre Müzesinde aciklamalarin sadece Fransizca yazmasi hic hos degil, dünyanin en cok turist ceken müzesinden bahsediyoruz! Ayrica turistik yerlerde dahi konusmaya Fransizcayla baslamalari hos degil turist oldugum her halimden belli, Almanlarin gözünü seveyim!
Paris te oyle pek  Fransiz göremiyorsun zaten cogunluk Afrikadaki sömürge ülkelerinden getirilen zenciler.Bunun yani sira Hindistanli, Romanyali,pakistanli da cok var. Hayatimda ilk defa bu kadar cok siyahi irktan insani bir arada gördüm.Fazla Türk yok. Paris bana güveni bir yer gibi gelmedi ve bir de kargasanin daima hakim oldugu bir yer.Almanya ile Fransa arasindaki farklari gözlemliyor insan

Fransizcaya Iliskin
Yazilisiyla okunusu arasinda hicbir alaka olmayan dil misal: Champ’s Elyeese diye yazilir Şanzelize diye okunur :D . Kelimeleri anlamak benim icin hic zor olmadi ki zaten kelimlerin cogu Almancadan, Ingilizceden ve Türkceden tanidik.

La Pâtisserie française <3


Fransiz pastaciligi deyince akan sular durur. Aslinda bu kadar ünlü oldugunu bir tesedüf sonucu ögrendim, makaron yemeden Almanya ya dönmek istemedigimden makaron almak icin pastaneye gittik ve oralardan bir sürü pasta aldik  hepsinin  tadi da süslemesi de birbirinden güzeldii!! Afiyetle yedik. Aslinda bazilari Türkiyede de var ama Fransadakinin tadiyla arasinda daglar kadar fark var. Hayatimda yedigim en güzel ekleri , meyveli turtayi burda yedim, tadi damagimda kaldi. Bir de Ekler  kelimesi fransizcadan gelmeymis (fr: Éclair)



                                                                          CERGY <3

Paris e yaklasik 30 dk uzaklikta bulunan bir köy. Tabi köy dedigime bakmayin  Avrupada köy tabiri sehrin disindaki yerler icin kullaniliyor yoksa köylerde hersey oluyor.  Cergy Tarihi dokusunu kaybetmemis sirin mi sirin bir köy burasi yani tam benlik .Benim akrabalarim da burda oturuyor. Bir gün onlarla Sergy de bulunan Base de Loisirs Cergy- Pontoise ye gittik. Burasi Paris te yasayanlarin stresini atmak icin geldikleri kocaman bir park. Parkin sundugu o kadar cok  aktivite var ki o yuzden yer yasa hitap ediyor. Biz de orada parki gezdik daha sonra da yunusa binerek mavi ile yesilin tadini cikardik, ben cok güzel bir gün gecirdim:)




Tatilin özeti: dogasiyla tarihiyle gezmeli tozmali cok güzel bir tatil gecirdim. Üzerine bir de akrabalarimin yüksek misafirperverligi ve fransiz pastalari eklenince “tadindan yenmez ”bir tatil oldu benim icin :)

9 Mayıs 2014 Cuma

Bugunden

Bugun beni dinle

                 Var misin kulakliklarina kisa bir sure icin veda etmeye, o bangir bangir  muhtemelen birkac dinlemeden sonra biktigin o sarkilara bir ara vermeye? sence de  doganin sesine kulak vermenin tam vakti gelmedi mi, gunluk telaslarindan biraz ayril da sirf sana hediye olsun diye neler yaratildigini farket. Yasadigin yerde doga ile ic ice  bir yere git mesela.. ama sadece kendin ol orda.sadece kendin, baskalarinin seni oyalamasina izin verme, sadece dogaya odaklan, sence de harika degil mi? :)

                 Hani aliskinizdir ya Almanyadaki Turklerden ve Almanlardan `uf ya almanyada deniz yok ki burda gunes yok ` laflarini duymaya , Turkiye tatilinden dondukten sonra aslinda Almanyanin da gorsel acidan insani ne kadar tatmin edebilecegininn canli tanigi oldum. Yasadigim semt YEMYESIL , belki bir Izmitli olarak maviyi  ve yesili hep  buldugumdan basta  bu yemyesil agaclarin guzel mi guzel ciceklerin gorkemli resmini farkedemedim. Tatilden eve donusumde otobuste ilk farkettigim  sey 3 hafta icinde yesil in envai cesit  mukemmel rengine burunen agaclar oldu ve bu benim her gun gordugum agaclar benim gibi bir sahil cocuguna az da olsa denizi unutturuyor. Doga harika da keske ona bakan tum gozler bakmayi bilse, tabiat anaya zarar vermemeyi bilse.... birkac dogasever  ve doga icin savasan arkadas gordukce umutsuzluga kapilma, insallah guzel gunler de gelecek ozellikle de Turk insani doganin onemini kesfedecek diyorum . 
P.S:  Instagram da favorilerim fotograf sanatcilari <3
              

         

Bağzı Insanlar

evet bazı ınsanları anlamak zor seni seviyolar mi ya da sana zerre kadar deger veriyorlar mi merak ediyorsun, mesela ellere oyle sana boyle davraniyorlar   haliyle anlayamiyorsun iste hani enerjin tutmuyorsa git demek istiyorsun ama iste gel gor ki baska meseleler var ortada , onu da soyleyemiyorsun. rahatsiz ediyor , belki yaptigini o farketmiyor bile, veya da hinzirlik pesinde, onu ben bilemem. Benim bu gece icin dilegim daima guleryuzlu insanlarla karsilasmam

Iyi geceler, tatli ruyalar ;)

14 Ekim 2013 Pazartesi

Merhabalar,


(Bu yazdıklarımı şu an Darmstadt’tan Frankfurt Havaalanına giden Airbus tan yazıyorum, abimin düğününe Türkiye’ ye uçacağım. Dabahın 6.30 unda kalktım uykudan ölücem ama uçağa saklıyorum,). Günaydınlar

          Yaklaşık 1,5 sene sonra  bu blogta ikinci yazımı yazıyorum.Tabii ister istemez geçen sene Temmuz ayında yazdığım “umutsuz vaka Işıl” temalı yazıma kayıyor gözüm  tebessüm ediyorum  ” la ne kadar da ergenmişim ha” diyorum kendi kendime ;)  Zaman beni  hayli değiştirdi, bence olumlu manada tabi. Şu an düşününce aptal gibi niye İTÜ de İTÜ tutturmuşum bana çok saçma geliyor J Şu an cebime harçlık koysalar da orda okumak istemem muhtemelen. Tabi ki gene de büyük konuşmak istemem. Almanya da okuma fikri ve sonrasında gelişen olayları şu atasözümüzle açıklamak isterim : “Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.” Hayatımın gidişatını en iyi anlatan sözlerden biri bu. So don’t about a thing coz every little thing gonna be alright J

        Aslında insan şekilcilik kaygısı gütmezse –içinden geldiği gibi yazarsa - blog yazmak gayet keyifli bir meşgale. Bu cümle ben  Heidelbergteyken  anlatacak o kadar  çok şeyim olmasına rağmen onları neden yazıya dökemediğimin bir göstergesi.  Bir gün  bol vaktim olursa sınıfça gittiğimiz Heidelberg Weihnachtsmarkt*teki anılarmı yazarım. Mesela Almanların bizi yadırgayan bakışlarına aldırmadan saatlerce Olga’  nın önerisiyşe rusların Yılbaşı oyununu oynamamızı, saatlerce HD Altstadt’ta dans etmemizi anlatabilirim... Oppa Gangnam Style  ;)

 

Not 1  Weihnachtsmarkt * Almanya da dahil pek çok ülkede Noel zamanına birkaç hafta kala  kurulan,yanyana dizilmiş standlardan oluşan açık hava pazarı. Yiyeceğe ,içeceğe ve  süs eşyasına dair pek çok şey bulunur. Bu açıdan çocuklar için bir  cazibe merkezidir. Almanlar  oradaki tahtadan dükkanlarını ışıltılı ve cafcaflı bir şekilde süslerler. Bunu yazarken Nürnbergteki Weihnachtsmarktte yediğim kalp şeklindeki nutellalı waffle aklıma geliyor. Ağzımın suyu akıyor ama ne fayda   avcumu yalıyorum. Olsa da yesek. Yummy ...

 

 

      Neyse Karlsruhedeki hayatıma dönelim. Bana sosyal ağlar üzerinden gönderilen ortak sorulara burdan cevap vericem.Işılll napıyon, orda hayat nasıl gidiyor, şehir nası, evdekiler nasıl,kız bi daha Türkiye’ye ne zaman gelicen vs vs... :D gibi sorulara burdan cevap vericem. En yakın zamanda Facebook ta Karlsruhe albümü açıcam...

           Bilmeyenler için ufak bir bilgilendirme yapayım. Karlsruhe Teknoloji Enstitüsünde İşletme Mühendisliği bölümüne kabul edildim. Hayallerim birer birer gerçekleşiyor o bakımdan çoook mutluyum J Bundan 3 hafta kadar önce  üniversiteme kaydolmak içim Karlsruhe’ye geldim. Evet gururla söylüyorum sonunda KIT liyim :D 3 haftayı nasıl geçirdiğime gelirsek resmi işlerimi takip ettim(vize uzatma, şehre kaydolma ,sağlık sigortası..) Koskocaman ama gerçekten koskocaman olan uniyi anlamaya çalıştım gezdim, tozdum evdeki kizlarla kaynaştık... Yemek nöbetimin olduğu günler mutfağa girdim. Bana göre nefis yemekler yaptım. Mesela ilk karnıyarığımı, babamın special yemeğini,ilk mercimek çorbamı, ilk bulgur pilavımı(gerçekten çok lezizdi!) memnuniyetle pişirdim. Kızlar da yemeklerimi çok beğendiler. Tabi böyle iltifatlarla keyfim tavan yapıyor J  Anam nasıl geçecek 3 hafta derken su gibi akıp geçti işte....

    

     Kaldığım eve gelince okula yaklaşık 25 dk. uzaklıkta genelde sakin almanların(çoğu emekli veya işinde gücünde insanlar olan) orta ölçekli nezih bir yerde. Geçen seneki kaldığım yer gibi ergenlerin ve göçmenlerin çoğunlukta olduğu bir yer değıl, Cuma ve Cumartesi geceleri kıyamet kopmuyor mesela. Evdeki kızlara gelince hepsini ayrı ayrı çok sevdim gerçekten <3. Almancayı da çok farklı konuşuyorlar, kimisi Schwäbisch, kimisi BAYERISCH (L),kimisi de adını bilmediğim  diyalektleri (şive)konuşuyorlar.  Genelde yüksek almanca konuşmanın zor olduğunu düşünüyorlar ve kolaya kaçıp şiveyle konuşuyorlar. Bana göre hepsi Almancayı çok tatlı konuşuyor, özellikle bayernli – böyle almancayı latince gibi konuştuklarını düşünün he öyle işte yani kabalığı gidiyor dilin. Almanlar da tam tersine hiç sevmez onları ve şivelerini.. Dediğim gibi kızların hepsi ayrı ayrı çok tatlılar ama ben bu sefer içlerinden bir tanesini anlatıcam: Hande. Hande de benim gibi KIT de Wirthschaftsingenieurwesen okumaya gelmiş . Ben eve yeni gelecek biri olduğunu biliyordum ama KIT te okuyacağını dahi hiç bilmiyordum. Tanışma anında ikimiz de önce şaşırdık sonra mutluluktan havalara uçtuk tabi :D Tesadüfün böylesi J  Allah  ikimizin de gönlüne göre verdi. Şükrediyorum.Birbirimize pek çok konuda yardım ediyoruz , çok tatlı bir kız hem de Balıkesirli <3 ;) Demek ki neymiş Allah’tan hiçbir zaman ümit kesilmezmiş. Ne tesadüfler oluyor şu dünyada, ballıyım danke Gott

 

 Şimdi otobüsten inip Havaalanına gitmem ve orda check in işlemlerimi halletmem lazım.

        

Hemen belirtmem lazım. Almanların erkekleri değil ama bayanları centilmen. Otobüste valizi kaldıramadığımı gören bayan yardıma geldi te arkadan adamlar bön bön bakıyor aynı durum trende pekçok defa başıma geldi

 

        Bana sorulan sorulardan en çok güldüğüm “almancan nasıl konuşabiliyon mu bari J “ . Bu soruya ne cevap verilir ki :D he almancam yok da biz vücut diliyle anlaşıyoruz diyesim geliyor

J Almancam hamd olsun çok iyi ,tabi dil öğrenmenin sonu yok. Üniversitede derslerde apışıp kalabilirim. Terimler vs. Zor gelebilir başta. En komiği de şu ve aslında zoru da şu özellikle de devlet bürolarında memurların  senin Türkiye den gelmiş olmana rağmen iyi Almanca konuştuğunu görünce şaşkınlıkla karışık o yüzündeki salak ifade beni çok güldürüyor :D Almanyadaki genel algı  sen Türksen kesin işçi  çocuğusun, üstüne üstülük dil öğrenemeyecek kadar da salaksın. Tablo bu net. Bu Almanları  küstah bulduğum bir nokta.Hoş değil.  Ya da başka birşey anlatayım.. Bankada hesap açmaya giderken kadınla muhabbetimiz başladı. Hayat hikayemi biraz anlatınca yani üni okumaya geldiğimi falan kadın benle  pek bir ilgilendi doğrusu. Burda yeni tanıştığım insanlar vay be sendeki de ne cesaret be diyorlar hakkaten ben de geçen seneye kadar bu potansiyelimin farkında değildim. Yurt dışı tecrübesi – eğlence amaçlı olduğundan Erasmus u bu gruba alamayacağım- en çok da kendi ayaklarının üstünde durmayı öğrendiğin için önemli. Şimdi kendimi tanıyorum. Zekiyim, azimliyim vs... ( Türk öğün, çalış ,güven).Bana hak verirsiniz benim gibi kaç insan bunca zorluğa göğüs gerip bunları yapabiliyor ki.... Bu bakımdan hayatımın altın yılı denebilir.Gözlemlerim, deneyimlerim paha biçilebilecek türden değil... Hergün bunu anlayıp şükrediyorum, ailemden altı üstü bir telefon kadar uzağım mesafeye dökersek de 3,5 saat ;) Şebo nun dediği gibi “iyi dostlar yetiştirdim hepsi ailem oldu “ . Gerek Türkiyedeki arkadaşlarım gerekse  burda evdeki insanlar pırlanta maşallah. Don’t worry be happy

 

 

Frankfurt havaalanı benim resmen kankam oldu. Koccaman olmasına rağmen içini dışını avcumun içi gibi bilir oldum. Baya alıştım havaalanı işlemlerine. Kasmıyorum J

 

Öğlen inşallah Sabiha da olucam.  Çok merak ediyorum  acaba evdeki atmosfer nasıl, düğün modu falan fıstık :D annem benim için beyaz lahana dolması yapmışşşş ;) Vay be abişimi de everiyok beya. Çarşamba ve Cumartesi zilleri takıp oynicaz gari gari de gari ;) Sabırsızlanıyorum.Umarım hava güzel olur ve herşey yolunda gider ,inşallah. Bir yastıkta kocayıp mutlu olsunlar inşallah , amin.

 

        Ay bu hafta nerdeyse bütün sülalemi ve arkadaşlarımın bir kısmını görücem çok mutluyum J

    

         Daha gate open hour  a 45 dk var. Biraz da havaalanındaki dükkanları gezeyim.


Herkesin Kurban bayramını şimdiden kutluyorum. Bir dahaki yazımı ne zaman yazarım bilmiyorum ama bu hafta olmayacağı kesin. Düğün falan derken yorgun olurum. Bide 21 inde Üni açılıyor. Oy.Allah bana kolaylıklar versin. 


Bu sefer ilk defa FRA terminal 2 den uçuyorum. Uçağın kalkmasına yarım saat var.Hadi hoşçakalın. Frankfurt' tan selamlar

10 Temmuz 2012 Salı

Merhabalar :)
Bu benim blogtaki ilk yazim bu yuzden icimde degisik bir heyecan var ya hani sanki edebiyat dersinde hoca kompozisyon yazdircak da iyi bi not alamayacakmisim gibi hissediyorum zor ismis bloga baslamak :) 


Efendim birazcik kendimden bahsediyim ben bu sene hayatimi universite sinavlarina adamistim ee hedef yuksek tabi ITU endustri muhendisligi iste bu yuzden hep ders calismaya calistim  hep  kendimi motive etmeye calistim dostum karsindaki ITU boru degil gibisinden. Sinav gunu geldi sinava girdim falan derken istedigim yeri kazanamayacagimi idrak edince ama gercekten idrak edince artik beni hicbirsey mutlu etmemeye basladi belki de hayattaki en kotu sey insanin kendisinden uzaklasmasi bende bunu daha fazla surdurmemek icin AIESEC Kocaeli`nin duzenledigi MMW kampina basladim o da 3 senedir gittigimden midir yoksa bu sene yonetici ogrencilerin iyi olmamasindan midir anlayamadim bi turlu  tatmin etmedi beni ama gene de evde yapcak bisi bulamadigimdan gidiyordum iste neyse iste gecen cuma o kamp da bitti.Ve sonunda o hani universite sinavina calisan calismayan herkesin karsilastigi boslukla bende bugunlerde tanistim ama `tanismayaydim eyiydi`. sene buyunca  o kadar cok  okul-dersane-ev arasinda kosusturmusum ki bunyem bu relax duruma hala alisamadi.Iste benim olayim da bu simdilik hayatinin amacini dolayisiyla gudusunu kaybetmis bi insanim umarim yarin hersey farkli olur su sinav sonuclari da bi an once aciklanir da o her sabah ya aciklandiysa napicam simdi durumunu daha fazla yasamam.Bugunluk bu kadar,gorusmek uzere sevgiyle kalin :)