14 Ekim 2013 Pazartesi

Merhabalar,


(Bu yazdıklarımı şu an Darmstadt’tan Frankfurt Havaalanına giden Airbus tan yazıyorum, abimin düğününe Türkiye’ ye uçacağım. Dabahın 6.30 unda kalktım uykudan ölücem ama uçağa saklıyorum,). Günaydınlar

          Yaklaşık 1,5 sene sonra  bu blogta ikinci yazımı yazıyorum.Tabii ister istemez geçen sene Temmuz ayında yazdığım “umutsuz vaka Işıl” temalı yazıma kayıyor gözüm  tebessüm ediyorum  ” la ne kadar da ergenmişim ha” diyorum kendi kendime ;)  Zaman beni  hayli değiştirdi, bence olumlu manada tabi. Şu an düşününce aptal gibi niye İTÜ de İTÜ tutturmuşum bana çok saçma geliyor J Şu an cebime harçlık koysalar da orda okumak istemem muhtemelen. Tabi ki gene de büyük konuşmak istemem. Almanya da okuma fikri ve sonrasında gelişen olayları şu atasözümüzle açıklamak isterim : “Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.” Hayatımın gidişatını en iyi anlatan sözlerden biri bu. So don’t about a thing coz every little thing gonna be alright J

        Aslında insan şekilcilik kaygısı gütmezse –içinden geldiği gibi yazarsa - blog yazmak gayet keyifli bir meşgale. Bu cümle ben  Heidelbergteyken  anlatacak o kadar  çok şeyim olmasına rağmen onları neden yazıya dökemediğimin bir göstergesi.  Bir gün  bol vaktim olursa sınıfça gittiğimiz Heidelberg Weihnachtsmarkt*teki anılarmı yazarım. Mesela Almanların bizi yadırgayan bakışlarına aldırmadan saatlerce Olga’  nın önerisiyşe rusların Yılbaşı oyununu oynamamızı, saatlerce HD Altstadt’ta dans etmemizi anlatabilirim... Oppa Gangnam Style  ;)

 

Not 1  Weihnachtsmarkt * Almanya da dahil pek çok ülkede Noel zamanına birkaç hafta kala  kurulan,yanyana dizilmiş standlardan oluşan açık hava pazarı. Yiyeceğe ,içeceğe ve  süs eşyasına dair pek çok şey bulunur. Bu açıdan çocuklar için bir  cazibe merkezidir. Almanlar  oradaki tahtadan dükkanlarını ışıltılı ve cafcaflı bir şekilde süslerler. Bunu yazarken Nürnbergteki Weihnachtsmarktte yediğim kalp şeklindeki nutellalı waffle aklıma geliyor. Ağzımın suyu akıyor ama ne fayda   avcumu yalıyorum. Olsa da yesek. Yummy ...

 

 

      Neyse Karlsruhedeki hayatıma dönelim. Bana sosyal ağlar üzerinden gönderilen ortak sorulara burdan cevap vericem.Işılll napıyon, orda hayat nasıl gidiyor, şehir nası, evdekiler nasıl,kız bi daha Türkiye’ye ne zaman gelicen vs vs... :D gibi sorulara burdan cevap vericem. En yakın zamanda Facebook ta Karlsruhe albümü açıcam...

           Bilmeyenler için ufak bir bilgilendirme yapayım. Karlsruhe Teknoloji Enstitüsünde İşletme Mühendisliği bölümüne kabul edildim. Hayallerim birer birer gerçekleşiyor o bakımdan çoook mutluyum J Bundan 3 hafta kadar önce  üniversiteme kaydolmak içim Karlsruhe’ye geldim. Evet gururla söylüyorum sonunda KIT liyim :D 3 haftayı nasıl geçirdiğime gelirsek resmi işlerimi takip ettim(vize uzatma, şehre kaydolma ,sağlık sigortası..) Koskocaman ama gerçekten koskocaman olan uniyi anlamaya çalıştım gezdim, tozdum evdeki kizlarla kaynaştık... Yemek nöbetimin olduğu günler mutfağa girdim. Bana göre nefis yemekler yaptım. Mesela ilk karnıyarığımı, babamın special yemeğini,ilk mercimek çorbamı, ilk bulgur pilavımı(gerçekten çok lezizdi!) memnuniyetle pişirdim. Kızlar da yemeklerimi çok beğendiler. Tabi böyle iltifatlarla keyfim tavan yapıyor J  Anam nasıl geçecek 3 hafta derken su gibi akıp geçti işte....

    

     Kaldığım eve gelince okula yaklaşık 25 dk. uzaklıkta genelde sakin almanların(çoğu emekli veya işinde gücünde insanlar olan) orta ölçekli nezih bir yerde. Geçen seneki kaldığım yer gibi ergenlerin ve göçmenlerin çoğunlukta olduğu bir yer değıl, Cuma ve Cumartesi geceleri kıyamet kopmuyor mesela. Evdeki kızlara gelince hepsini ayrı ayrı çok sevdim gerçekten <3. Almancayı da çok farklı konuşuyorlar, kimisi Schwäbisch, kimisi BAYERISCH (L),kimisi de adını bilmediğim  diyalektleri (şive)konuşuyorlar.  Genelde yüksek almanca konuşmanın zor olduğunu düşünüyorlar ve kolaya kaçıp şiveyle konuşuyorlar. Bana göre hepsi Almancayı çok tatlı konuşuyor, özellikle bayernli – böyle almancayı latince gibi konuştuklarını düşünün he öyle işte yani kabalığı gidiyor dilin. Almanlar da tam tersine hiç sevmez onları ve şivelerini.. Dediğim gibi kızların hepsi ayrı ayrı çok tatlılar ama ben bu sefer içlerinden bir tanesini anlatıcam: Hande. Hande de benim gibi KIT de Wirthschaftsingenieurwesen okumaya gelmiş . Ben eve yeni gelecek biri olduğunu biliyordum ama KIT te okuyacağını dahi hiç bilmiyordum. Tanışma anında ikimiz de önce şaşırdık sonra mutluluktan havalara uçtuk tabi :D Tesadüfün böylesi J  Allah  ikimizin de gönlüne göre verdi. Şükrediyorum.Birbirimize pek çok konuda yardım ediyoruz , çok tatlı bir kız hem de Balıkesirli <3 ;) Demek ki neymiş Allah’tan hiçbir zaman ümit kesilmezmiş. Ne tesadüfler oluyor şu dünyada, ballıyım danke Gott

 

 Şimdi otobüsten inip Havaalanına gitmem ve orda check in işlemlerimi halletmem lazım.

        

Hemen belirtmem lazım. Almanların erkekleri değil ama bayanları centilmen. Otobüste valizi kaldıramadığımı gören bayan yardıma geldi te arkadan adamlar bön bön bakıyor aynı durum trende pekçok defa başıma geldi

 

        Bana sorulan sorulardan en çok güldüğüm “almancan nasıl konuşabiliyon mu bari J “ . Bu soruya ne cevap verilir ki :D he almancam yok da biz vücut diliyle anlaşıyoruz diyesim geliyor

J Almancam hamd olsun çok iyi ,tabi dil öğrenmenin sonu yok. Üniversitede derslerde apışıp kalabilirim. Terimler vs. Zor gelebilir başta. En komiği de şu ve aslında zoru da şu özellikle de devlet bürolarında memurların  senin Türkiye den gelmiş olmana rağmen iyi Almanca konuştuğunu görünce şaşkınlıkla karışık o yüzündeki salak ifade beni çok güldürüyor :D Almanyadaki genel algı  sen Türksen kesin işçi  çocuğusun, üstüne üstülük dil öğrenemeyecek kadar da salaksın. Tablo bu net. Bu Almanları  küstah bulduğum bir nokta.Hoş değil.  Ya da başka birşey anlatayım.. Bankada hesap açmaya giderken kadınla muhabbetimiz başladı. Hayat hikayemi biraz anlatınca yani üni okumaya geldiğimi falan kadın benle  pek bir ilgilendi doğrusu. Burda yeni tanıştığım insanlar vay be sendeki de ne cesaret be diyorlar hakkaten ben de geçen seneye kadar bu potansiyelimin farkında değildim. Yurt dışı tecrübesi – eğlence amaçlı olduğundan Erasmus u bu gruba alamayacağım- en çok da kendi ayaklarının üstünde durmayı öğrendiğin için önemli. Şimdi kendimi tanıyorum. Zekiyim, azimliyim vs... ( Türk öğün, çalış ,güven).Bana hak verirsiniz benim gibi kaç insan bunca zorluğa göğüs gerip bunları yapabiliyor ki.... Bu bakımdan hayatımın altın yılı denebilir.Gözlemlerim, deneyimlerim paha biçilebilecek türden değil... Hergün bunu anlayıp şükrediyorum, ailemden altı üstü bir telefon kadar uzağım mesafeye dökersek de 3,5 saat ;) Şebo nun dediği gibi “iyi dostlar yetiştirdim hepsi ailem oldu “ . Gerek Türkiyedeki arkadaşlarım gerekse  burda evdeki insanlar pırlanta maşallah. Don’t worry be happy

 

 

Frankfurt havaalanı benim resmen kankam oldu. Koccaman olmasına rağmen içini dışını avcumun içi gibi bilir oldum. Baya alıştım havaalanı işlemlerine. Kasmıyorum J

 

Öğlen inşallah Sabiha da olucam.  Çok merak ediyorum  acaba evdeki atmosfer nasıl, düğün modu falan fıstık :D annem benim için beyaz lahana dolması yapmışşşş ;) Vay be abişimi de everiyok beya. Çarşamba ve Cumartesi zilleri takıp oynicaz gari gari de gari ;) Sabırsızlanıyorum.Umarım hava güzel olur ve herşey yolunda gider ,inşallah. Bir yastıkta kocayıp mutlu olsunlar inşallah , amin.

 

        Ay bu hafta nerdeyse bütün sülalemi ve arkadaşlarımın bir kısmını görücem çok mutluyum J

    

         Daha gate open hour  a 45 dk var. Biraz da havaalanındaki dükkanları gezeyim.


Herkesin Kurban bayramını şimdiden kutluyorum. Bir dahaki yazımı ne zaman yazarım bilmiyorum ama bu hafta olmayacağı kesin. Düğün falan derken yorgun olurum. Bide 21 inde Üni açılıyor. Oy.Allah bana kolaylıklar versin. 


Bu sefer ilk defa FRA terminal 2 den uçuyorum. Uçağın kalkmasına yarım saat var.Hadi hoşçakalın. Frankfurt' tan selamlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder