Merhabalar,
(Bu yazdıklarımı şu an
Darmstadt’tan Frankfurt Havaalanına giden Airbus tan yazıyorum, abimin düğününe
Türkiye’ ye uçacağım. Dabahın 6.30 unda kalktım uykudan ölücem ama uçağa
saklıyorum,). Günaydınlar
Yaklaşık 1,5 sene
sonra bu blogta ikinci yazımı
yazıyorum.Tabii ister istemez geçen sene Temmuz ayında yazdığım “umutsuz vaka
Işıl” temalı yazıma kayıyor gözüm tebessüm ediyorum ” la ne kadar da ergenmişim ha” diyorum kendi
kendime ;) Zaman beni hayli değiştirdi, bence olumlu manada tabi.
Şu an düşününce aptal gibi niye İTÜ de İTÜ tutturmuşum bana çok saçma geliyor J Şu an cebime harçlık koysalar da orda okumak istemem
muhtemelen. Tabi ki gene de büyük konuşmak istemem. Almanya da okuma fikri ve
sonrasında gelişen olayları şu atasözümüzle açıklamak isterim : “Allah gümüş
kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.” Hayatımın gidişatını en iyi anlatan
sözlerden biri bu. So don’t about a thing coz every little thing gonna be
alright J
Aslında insan şekilcilik
kaygısı gütmezse –içinden geldiği gibi yazarsa - blog yazmak gayet keyifli bir
meşgale. Bu cümle ben
Heidelbergteyken anlatacak o
kadar çok şeyim olmasına rağmen onları
neden yazıya dökemediğimin bir göstergesi.
Bir gün bol vaktim olursa sınıfça
gittiğimiz Heidelberg Weihnachtsmarkt*teki anılarmı yazarım. Mesela Almanların
bizi yadırgayan bakışlarına aldırmadan saatlerce Olga’ nın önerisiyşe rusların Yılbaşı oyununu
oynamamızı, saatlerce HD Altstadt’ta dans etmemizi anlatabilirim... Oppa
Gangnam Style ;)
Not 1 Weihnachtsmarkt * Almanya da dahil pek çok
ülkede Noel zamanına birkaç hafta kala
kurulan,yanyana dizilmiş standlardan oluşan açık hava pazarı. Yiyeceğe
,içeceğe ve süs eşyasına dair pek çok şey
bulunur. Bu açıdan çocuklar için bir
cazibe merkezidir. Almanlar
oradaki tahtadan dükkanlarını ışıltılı ve cafcaflı bir şekilde
süslerler. Bunu yazarken Nürnbergteki Weihnachtsmarktte yediğim kalp şeklindeki
nutellalı waffle aklıma geliyor. Ağzımın suyu akıyor ama ne fayda avcumu yalıyorum. Olsa da yesek. Yummy ...
Neyse Karlsruhedeki hayatıma dönelim.
Bana sosyal ağlar üzerinden gönderilen ortak sorulara burdan cevap
vericem.Işılll napıyon, orda hayat nasıl gidiyor, şehir nası, evdekiler nasıl,kız
bi daha Türkiye’ye ne zaman gelicen vs vs... :D gibi sorulara burdan cevap
vericem. En yakın zamanda Facebook ta Karlsruhe albümü açıcam...
Bilmeyenler için ufak bir
bilgilendirme yapayım. Karlsruhe Teknoloji Enstitüsünde İşletme Mühendisliği bölümüne
kabul edildim. Hayallerim birer birer gerçekleşiyor o bakımdan çoook mutluyum J Bundan 3 hafta kadar önce
üniversiteme kaydolmak içim Karlsruhe’ye geldim. Evet gururla söylüyorum
sonunda KIT liyim :D 3 haftayı nasıl geçirdiğime gelirsek resmi işlerimi takip
ettim(vize uzatma, şehre kaydolma ,sağlık sigortası..) Koskocaman ama gerçekten
koskocaman olan uniyi anlamaya çalıştım gezdim, tozdum evdeki kizlarla kaynaştık...
Yemek nöbetimin olduğu günler mutfağa girdim. Bana göre nefis yemekler yaptım.
Mesela ilk karnıyarığımı, babamın special yemeğini,ilk mercimek çorbamı, ilk
bulgur pilavımı(gerçekten çok lezizdi!) memnuniyetle pişirdim. Kızlar da
yemeklerimi çok beğendiler. Tabi böyle iltifatlarla keyfim tavan yapıyor J Anam nasıl geçecek
3 hafta derken su gibi akıp geçti işte....
Kaldığım eve gelince okula yaklaşık 25 dk. uzaklıkta genelde sakin
almanların(çoğu emekli veya işinde gücünde insanlar olan) orta ölçekli nezih
bir yerde. Geçen seneki kaldığım yer gibi ergenlerin ve göçmenlerin çoğunlukta
olduğu bir yer değıl, Cuma ve Cumartesi geceleri kıyamet kopmuyor mesela.
Evdeki kızlara gelince hepsini ayrı ayrı çok sevdim gerçekten <3. Almancayı
da çok farklı konuşuyorlar, kimisi Schwäbisch, kimisi BAYERISCH (L),kimisi de
adını bilmediğim diyalektleri (şive)konuşuyorlar. Genelde yüksek almanca konuşmanın zor
olduğunu düşünüyorlar ve kolaya kaçıp şiveyle konuşuyorlar. Bana göre hepsi
Almancayı çok tatlı konuşuyor, özellikle bayernli – böyle almancayı latince
gibi konuştuklarını düşünün he öyle işte yani kabalığı gidiyor dilin. Almanlar
da tam tersine hiç sevmez onları ve şivelerini.. Dediğim gibi kızların hepsi
ayrı ayrı çok tatlılar ama ben bu sefer içlerinden bir tanesini anlatıcam:
Hande. Hande de benim gibi KIT de Wirthschaftsingenieurwesen okumaya gelmiş .
Ben eve yeni gelecek biri olduğunu biliyordum ama KIT te okuyacağını dahi hiç
bilmiyordum. Tanışma anında ikimiz de önce şaşırdık sonra mutluluktan havalara
uçtuk tabi :D Tesadüfün böylesi J Allah
ikimizin de gönlüne göre verdi. Şükrediyorum.Birbirimize pek çok konuda
yardım ediyoruz , çok tatlı bir kız hem de Balıkesirli <3 ;) Demek ki neymiş
Allah’tan hiçbir zaman ümit kesilmezmiş. Ne tesadüfler oluyor şu dünyada,
ballıyım danke Gott
Şimdi otobüsten inip Havaalanına gitmem ve orda
check in işlemlerimi halletmem lazım.
Hemen belirtmem
lazım. Almanların erkekleri değil ama bayanları centilmen. Otobüste valizi
kaldıramadığımı gören bayan yardıma geldi te arkadan adamlar bön bön bakıyor
aynı durum trende pekçok defa başıma geldi
Bana sorulan sorulardan en çok güldüğüm
“almancan nasıl konuşabiliyon mu bari J “ . Bu soruya ne
cevap verilir ki :D he almancam yok da biz vücut diliyle anlaşıyoruz diyesim
geliyor
J Almancam hamd olsun çok iyi ,tabi dil öğrenmenin sonu yok.
Üniversitede derslerde apışıp kalabilirim. Terimler vs. Zor gelebilir başta. En
komiği de şu ve aslında zoru da şu özellikle de devlet bürolarında memurların senin Türkiye den gelmiş olmana rağmen iyi
Almanca konuştuğunu görünce şaşkınlıkla karışık o yüzündeki salak ifade beni
çok güldürüyor :D Almanyadaki genel algı sen Türksen kesin işçi çocuğusun, üstüne üstülük dil öğrenemeyecek
kadar da salaksın. Tablo bu net. Bu Almanları küstah bulduğum bir nokta.Hoş değil. Ya da başka birşey anlatayım.. Bankada hesap
açmaya giderken kadınla muhabbetimiz başladı. Hayat hikayemi biraz anlatınca
yani üni okumaya geldiğimi falan kadın benle pek bir ilgilendi doğrusu. Burda yeni
tanıştığım insanlar vay be sendeki de ne cesaret be diyorlar hakkaten ben de
geçen seneye kadar bu potansiyelimin farkında değildim. Yurt dışı tecrübesi –
eğlence amaçlı olduğundan Erasmus u bu gruba alamayacağım- en çok da kendi
ayaklarının üstünde durmayı öğrendiğin için önemli. Şimdi kendimi tanıyorum.
Zekiyim, azimliyim vs... ( Türk öğün, çalış ,güven).Bana hak verirsiniz benim
gibi kaç insan bunca zorluğa göğüs gerip bunları yapabiliyor ki.... Bu bakımdan
hayatımın altın yılı denebilir.Gözlemlerim, deneyimlerim paha biçilebilecek
türden değil... Hergün bunu anlayıp şükrediyorum, ailemden altı üstü bir
telefon kadar uzağım mesafeye dökersek de 3,5 saat ;) Şebo nun dediği gibi “iyi
dostlar yetiştirdim hepsi ailem oldu “ . Gerek Türkiyedeki arkadaşlarım gerekse burda evdeki insanlar pırlanta maşallah.
Don’t worry be happy
Frankfurt
havaalanı benim resmen kankam oldu. Koccaman olmasına rağmen içini dışını
avcumun içi gibi bilir oldum. Baya alıştım havaalanı işlemlerine. Kasmıyorum J
Öğlen inşallah
Sabiha da olucam. Çok merak
ediyorum acaba evdeki atmosfer nasıl,
düğün modu falan fıstık :D annem benim için beyaz lahana dolması yapmışşşş ;) Vay
be abişimi de everiyok beya. Çarşamba ve Cumartesi zilleri takıp oynicaz gari
gari de gari ;) Sabırsızlanıyorum.Umarım hava güzel olur ve herşey yolunda
gider ,inşallah. Bir yastıkta kocayıp mutlu olsunlar inşallah , amin.
Ay bu hafta nerdeyse bütün sülalemi ve
arkadaşlarımın bir kısmını görücem çok mutluyum J
Daha gate open hour a 45 dk var. Biraz da havaalanındaki
dükkanları gezeyim.
Herkesin Kurban
bayramını şimdiden kutluyorum. Bir dahaki yazımı ne zaman yazarım bilmiyorum
ama bu hafta olmayacağı kesin. Düğün falan derken yorgun olurum. Bide 21 inde
Üni açılıyor. Oy.Allah bana kolaylıklar versin.
Bu sefer ilk defa FRA terminal 2 den uçuyorum. Uçağın kalkmasına yarım saat var.Hadi hoşçakalın. Frankfurt' tan selamlar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder